|
Dernekciliğin cılkını cıkardık
Son günlerde
siyasetin soğuduğu bir dönemde dernekler ve dernek yöneticileri gündemi
meşgul etmeye başladılar.
Bazı eleştiriler yerinde ve bazıları ise
acımasız olduğunu kabul etmek lazım. Ben her defasında üç çeşit derneğin
olduğunu vurguluyorum. Bu gurupların içinde iki tanesi eleştirileri hak
ediyor ama bir tanesine de halksızlık oluyor. Üç gurup derken
1) Çantacılar
2) Seçimciler
3) Gerçekçiler
Çantacılar: Yedi kişi bir araya gelerek
kurdukları yeri yurdu olmayan sadece evrakları başkanın çantasında bulunan ve
yöneticilerinin kendilerine unvan olarak kullandıkları derneklerdir.
Seçimciler: Yerel ve Genel seçimlere yakın bir
zamanda kurulan tek amaçları kendilerini seçimde bir yerlere pazarlamak ve
nema edinmek içindir.
Gerçekçiler ise iyi niyetle
kurulmuş amaçları bölgelerine yardımcı olmak, bölgelerinin örf ve ananelerini
yaşatmak, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde bulunmaktır. Ne yazık ki gerçek
dernekçiler de son zamanlarda seçimciler ve çantacılar ile aynı kefeye
konularak rencide edilmektedirler.
Son olarak Ardahan Başkanı Sayın Kayatürk?ün
derneklere karşı yapmış olduğu açıklamadır. Sayın Kayatürk
bazı konularda haklı olmakla birlikte şu ana kadar derneklere karşı samimi
bir yaklaşımı da olduğunu hiç görmüş değilim. Şu ana kadar devamlı dernekler
ile mesafeli olmuştur.
Metropollarda bulunan dernekleri
tam tanıdığına da ihtimal vermiyorum. Bir toplumun gelişmişliği sivil toplum
örgütlerinin oluşumu ile eşdeğerdir. Ardahan Merkez ve ilçeleri bu alanda
Türkiye de en özgütsüz Şırnak?da
sonra ikinci ildir. Ardahan?ın geneleninde toplam dernek sayısı 78
dolayındadır. Siyasilerin sivil örgütlemeyi istemediği bilinmektedir. Sayın Kayatürk?de bunun bariz örneğidir.
İstanbul?da Ardahan İl İlçe ve köylerine ait 150 ye yakın dernek kurulmuştur.
Bu derneklerin dörtte biri ancak gerçek dernekçilik yapmaktadır. Kalan dörtte
üçü ise maalesef seçimciler ve çantacılarda oluşmaktadır.
Son zamanlarda dernek sayısının artması birazda kanunda doğan boşlukta
kaynaklanmaktadır. 2908 sayılı Dernekler yasası her ne kadar anti demokratik
bir işleyişi olmuş olsa da en azında denetim mekanizması işlemekteydi. 5253
sayılı yasanın çıkması ile sivilleşen dernekçilik başıboşluğa itildi. Denetim
mekanizması işemez hale geldi. Dernekler sadece
yılda bir defa genel beyanda bulunmak dışında hiçbir denetime tabi
değillerdir. Verilen yıllık beyanlar bile gerçekten çok çok
uzak konumdadır. 2908 sayılı dernekler kanununda dernekler kongre yaparken
hükümet komiseri hazır bulunurdu. Hükümet komiserinin huzurunda hazurun listesi imzalanırdı. 5253 sayılı yasa ile bu
zorunluluk da ortada kalktığı için birçok dernek yöneticisi hayalı listelerle kongre yapmakta ve fiiliyatta olmayan
üyeler adına hayalı imzalar atılmaktadır.
Dernekçilik bir dönem lokal cenneti haline gelmişti.
Derneklere uygulanan vergi muafiyetinden istifade etmek için hayalı dernekler adına lokaller açılır menfaat ve çıkar
elde edilirdi. Lokal işletmeciliğinin İktisadi işletme statusune
alınması ve kurumlar vergisine tabii tutulmasından sonra lokalcilik
sayısı azalma gösterdi. Ama yinede lokal adı altında
işletilen birçok kahvehane ve kumarhane bulunmaktadır.
5253 sayılı yasanın getirdiği demokratik uygulamayı bizler kendimize göre
ölçtük biçtik kendimize uygun hale getirdik. Sivil dernekçiliği sahsı çıkar
ve menfaatlerimize alet ettik. Dernekçiliği menfaat ve çıkar kapısı olarak
gördük. Dernekçiliği bahane ederek feodalizmi körükledik. Dernekçiliği aile
düzeyine kadar indirdik. Her sokak ve caddede il ilçe köy mahalle hatta
sülale dernekleri ile karşı karşıya kaldık.
Derneklere olan güven azalınca en büyük
zararı gerçek dernekçiler görmeye başladılar. Gerçek derneklere sağlanan
kaynaklarda kesilmeye başladı.
Gerçek dernekçilerin bir an önce toplanıp bu başıboşluğa ?dur? demeliler.
Federasyon çatısı altında toplanıp çantacı ve seçimcileri pasivize
etmeliler. Aksi halde tüm toplum olarak bunun ceremesini çekmekteyiz.
Kimliğimiz zedelenmekte ve zarar görmektedir.
Toplumsal itibarımız ayaklar altına alınmaktadır
|